Resimler Aracılığıyla Mütevazı Bir Farkındalık: Mehmet Çevik

Mehmet Çevik, ‘hayal, gerçek ve şimdi’ döngüsü içerisinde ürettiği resimleriyle izleyicinin hayal dünyasına dokunuyor. Renkli paleti ve figürlerin anlamlandırma güdüsü taşımadan betimlenmiş halleri, sanatçının resimlerinde birer hatırlatıcı ve uyarıcıya dönüşüyor. Mehmet Çevik’le üretim süreci ve Art50.net’te yer alan yeni çalışmaları üzerine kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Mehmet Çevik, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans eğitimlerini tamamladı. Birçok resim yarışmasında ödül kazanan Çevik, çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdürüyor.

Merhaba Mehmet. Resimlerinde kullandığın renk paletinin yanı sıra figür soyutlamaların da oldukça dikkat çekici… İzleyiciyi hayal dünyalarına götürüyor. Resimlerin aracılığıyla yarattığın bu dünyaların oluşum sürecinden bahseder misin kısaca?

Oluşturduğum görüntülerin izleyiciyi hayal dünyasına teşvik etmesinden rahatsız değilim. Hatta gördükleri görüntüleri, hayal dünyalarına göre yeniden şekillendirmeleri keyifli bir oyun olacaktır. Bence ‘hayal kurmak’, çocukluktan yetişkinliğe kadar hepimizin, dünyanın sıkıcı taraflarından uzaklaşmak için fırsat buldukça oynadığı bir oyundur. Hayal kurmak, sanal gerçeklikte bir özgürleşme alanı sunmaktadır. Bunları doğrudan ve dolaylı olarak bilebiliriz ama bilmek fayda etmiyor. Çünkü hayatlarımız ve belleklerimiz fazla dolu. O yüzden hatırlatıcılar, uyarıcılar faydalıdır. Ben de kendimce bu hayal olanaklarına yönelik hatırlatıcılara ve uyarıcılara vesile olabilecek resimlerimle mütevazı bir farkındalık oluşturabilirsem ne ala!

Resimlerimin oluşum süreci de ‘hayal-gerçek-şimdi’ döngüsü içerisinde gerçekleşiyor. Malzeme kullanımı, plastik kaygılar ve anlık gelişen hikaye-görüntü ilişkisi eşliğinde bir çeşit trans hali diyebilirim. Resimlerimin oluşum sürecinde biçimlendirmeye dair çok fazla dinamikler mevcut. O yüzden kesin bir süreçten bahsetmek pek mümkün değil.

Mehmet Çevik – Replireng

Resimlerin ve kendinle ilişki kurabilmek adına, resimlerindeki renk çeşitliliği ve canlılığı gündelik hayatının ne kadar içerisinde yer alıyor? Renkler hakkında ne söylersin bize?

Yıllarca kent yaşamının içerisinde olsam da hala tam olarak kaybetmediğim ve korumaya çalıştığım naif bir yönüm var. Kent değil de hala kır insanı gibi davranış eğilimlerim var sanırım. Kırsalda yaşayanlar renk olgusuna kentlerde yaşayanlara göre daha açtır. En azından eskiden 2000’lerden önce öyleydi. Renk uyarıcı ve yer yer rahatsız edici de olabilir. Doğada algılarımıza sunulan bu kadar fazla renk yok. Genelde atölyeme misafir olan ve mevsimi bahar sanan arılar ve kelebekler var. Hatta iki kere mevsim dışı arı sokması yaşadım. Ama olsun, resim yapmak adına küçük kazalara maruz kalmam sorun değil. Renkler iyidir. Yaşama neşe saçar. Buna ihtiyacımız var…

Betimlediğin bazı imgelerin arkasında hikayeler yazılı sanki. Yazıyla aran nasıl?

Yazma ve yazarak anlatmaya karşı ciddi potansiyelim olduğunu düşünüyorum bazen. O dünyaya kolları sıvamaktan çekiniyor gibiyim. Yazmak edimi, düşünme ve hayal kurma hızıma pek yetişemiyor sanki. Biraz hantal ve ilkel gibi… Bir de çok belirleyici geliyor. Bilinmezlikler de ciddi bir özgürlük alanı yaratıyor sanırım. Bundan mahrum kalmak istemiyorum. Pasifliğimden ve pasifistliğimden fazla memnunum sanırım.

Art50.net’e yeni gelen çalışmaların portre ağırlıklı. Yarattığın bu karakterler nasıl ortaya çıktı?

Evet, çok fazla yüz var. Üretmek ve yaratmak için çok fazla yalnızlığa ihtiyaç duyuyoruz. Ve haliyle bu durum yalnızlığın şiddetini giderek arttırmakta. Doğup annemizin yüzünü gördükten itibaren, yüz görmeye yönelik ciddi alışkanlıklarımız var. Hem içgüdüsel hem de duygusal olarak. Ama bir taraftan da o kadar fazla yüz görüyoruz ki; ister istemez görmek istediğimiz yüzlere yönelik bir seçicilik ve arzu oluşabiliyor. Hatta kendi yüzümüzden bile sıkılıp değiştirmek için eğilimlerimiz oluyor. Gerek karakter ve gerek biçimsel olarak çok yüzlüyüz diyebilirim. Bu karışık haller içerisinde ister istemez deformasyon, soyutlama ve yorumlama eğilimi ortaya çıkıyor.

Mehmet Çevik – Boncug

Sana bir sanat eseri alabilmen için çok büyük bir bütçe verilse, hangi sanatçının hangi eserini alırdın?

Öyle bir bütçem olursa hayalini kurmak isterim. Çünkü gerçekten beğendiğim sanatçılara değerlerine layık meblağı vermem için sadece aşırı zengin olmam bile yetmez sanırım. Şimdilik kuracağım hayalleri, potansiyel üretimlerim üzerine kurmak istiyorum.

 

Mehmet Çevik’in Art50.net’te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Röportaj: Sena Arcak Bağcılar