Optik Kurgu İçinde, Doğa ve İnsan İlişkisi Üzerine: Elif Tutka

Elif Tutka resimlerinde insanın yarattığı mekanik düzen ile doğa arasındaki zıtlıkları optik kurgular içerisinde ele alıyor. Sanatçının yağlıboya ve akrilik kullanarak ürettiği resimlerinde kullandığı gerçekçi üslupla birlikte yer alan kurgusal, yapay öğeler, hem görsel hem de anlamsal olarak tezatlık yaratıyor. Sanatçı ile sanat üretim sürecinde kullandığı yöntemler ve pratiği üzerine konuştuk.

Elif Tutka, Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nden 2010 yılında mezun oldu. Mezun olduktan sonra uzun süre Ekrem Yalçındağ atölyesinde çalışan sanatçı, İstanbul’da bulunan atölyesinde sanat üretimine devam ediyor.

Merhaba Elif. Okuldan mezun olduktan sonra Ekrem Yalçındağ atölyesinde uzun bir süre çalışmışsın. Bu süre nasıldı kısaca anlatır mısın? Kendi sanat pratiğine nasıl yansıdı orada çalışmak?

Ekrem ile çalışmaya tesadüf eseri başladım ve bana tecrübe açısından müthiş bir katkısı oldu. Mimar Sinan’da okuduğum yıllarda kendisiyle tanıştım. Doğru yer, doğru zaman diyebiliriz. Çok saygıdeğer bir sanatçı ve müthiş bir destekçiydi. Bu durum benim için özetle çift anadal oldu.

Doğa ve insan ilişkisini gösteriyorsun resimlerinde, bunu biraz açıklar mısın? Doğadan aldığın kuşlar, bitkiler ve diğer canlılar ile optik kurguların arasında nasıl bir bağ var ?

Doğa insanın aklına ve çabasına ihtiyaç duymadan varlığını sürdürebilecekken insan devreye giriyor. Yeşil alanlardan mahrum. Onun bir parçası olduğu halde doğadan uzaklaşmış, kendi yarattığı fakat bizden olmayan mekanikleşmiş yapay bir düzen içinde yaşamını sürdürüyoruz ve ne yazık ki buna ben de dahilim. Bir bütünün parçalarıyız, kendi yarattığımız doğal sürekliliğin parçasıyız. Resimlerimde insan yaratımının rahatsız edici mekanikliğini ve doğanın kusursuz rahatlatıcılığının zıtlığını ortaya koymaya çalışıyorum.

Elif Tutka – Sinek Kuşu ll

Resimlerine bakıldığında, çoğunda optik kurgudan kaynaklanan bir hareket algılanıyor doğal olarak, bunu doğa ve insan ilişkisi açısından, yaşamın içinde kendi süregelen hareketimiz ya da hayat döngüsü olarak algılayabilir miyiz?

Tabii algılayabiliriz. Aynı zamanda her birimiz birbirimizin hayatına bir şekilde dokunuyor ve kelebek etkisi yaratmıyor muyuz? Yani her şey birbiriyle bir şekilde etkileşim halinde .

Resim dışında farklı teknikler de kullanmaya başladığını söylemişsin bir başka röportajında, bu farklı tekniklerden bahseder misin? Farklı teknik ihtiyacın nasıl doğdu? Nasıl gelişiyor?

Şu sıralar yeni arayışlar içerisindeyim. Tuval üzerine yağlı boya, akrilik boya kullanıyorum. Bir disiplin hakim resimlerimde, özellikle son zamanlarda biraz daha özgürleşme eğilimi var içimde. Son resmim olan ‘Somewhere Like a World’ de daha çok bu rahatlamanın izlerini göreceksiniz. Ama optik kurgularımdan kopacağımı hiç sanmıyorum. Tuval üzerindeki etkiyi ve hatta daha ötesini videoda nasıl yakalarım sorusunun cevabını arıyorum. Sürprizleri seviyorum, teknolojiyi kullanarak yaratım yapma merakım var ve araştırmalar içerisindeyim. Bu sebeple, sanatçı dostlarımla iş birliklerine de açığım, ortak üretim konusunda heyecan duyduğum bir zaman dilimi benim için şu an. Bir yandan da kinetik heykeller müthiş ilgimi çekiyor. Belki bir gün denerim… İşin açıkçası, beni şaşırtan ve sanatın girdiği her noktada olmak istiyorum.

Sanatsal üretim sürecine nasıl başlarsın? Bir gününü anlatır mısın kısaca?

Ben bu tip süreçleri hamileliğe benzetiyorum. İlk dönem, ilham alınan kararlar verilen fikrin meydana geldiği dönem. İkinci dönem, fikrin geliştiği şekillendiği nasıl uygulanacağına kararlar verilen ve hatta süprizlere açık olarak tesadüflerin de resme katkıda bulunduğu anlar. Son beklenen dönem, uygulamaya geçildiği kimi zaman kolay, kimi zaman sancılı bir ortaya çıkış süreci…Çok planlı çalışmıyorum. Spesifik, dar bir rutinim yok, daha geniş zamanlarda çalışıyorum . Her anım benim için ilham kaynağı olduğundan, okuduğum bir haberden doğal bir oluşum bile bir süreç ve bir gebelik anı 🙂

Özellikle Türkiye’de son zamanlarda genç sanatçılar için bir çok yarışma, sanatçı inisiyatifleri ve farklı sergileme alanları açıldı. Bu gelişmelerle ilgili neler düşünüyorsun?

Son yıllarda bu tip organizasyonların çoğaldığının farkındayım. Genç sanatçılar için teşvik edici bir güç olduğu da aşikar, ancak katkısı olduğu kadar götürüsü de olduğunu düşünenlerdenim. Bilhassa yarışmalar konusu oldukça can sıkıcı, benim için ödül ceza sistemi sanat üretiminde doğru bulmadığım organizasyonlar arasında. Öyle bir çağdayız ki herkes kendi şansını yaratabiliyorken neden başkalarının onayına ihtiyaç duyasın? İletişim ve interaktif olanaklarını doğru yönetirsek istenilen kitleye ulaşmak zaten mümkün.

Elif Tutka – Hayat Çizgisi

Art50.net’e katılım sürecinden bahseder misin? Türkiye’nin önde gelen online sanat platformunda yer almakla ilgili ne düşünüyorsun?

Art50.net’e sevgili dostum, sanatçı arkadaşım Sevtap Yılmaz aracılıyla dahil oldum, bir köprü kurdu aramıza. Bu platformla ilişkimiz henüz yeni sayılır fakat buna rağmen oldukça güçlü bir güven ve samimiyet hakim. Bu değerleri, iş ilişkilerinin olmazsa olmazı olarak görüyorum. Sosyal medyanın ve görünürlüğün her geçen gün daha değerlendiği bu dönemde her gün kendini geliştiren dönüşen bir sanat platformunun içinde olmak verimli topraklara atılmış bir tohum gibi… ?

İleriye yönelik hayallerin neler? Kariyerinde ulaşmak istediğin son nokta nedir?

Çok basit soruları cevaplamak hep zordur. Bu soruyu yanıtlamak da oldukça zor ve aslında kolay, yakın zamanlı planladığım bir projem var; herkesin ziyaret edebileceği bir stüdyom olsun istiyorum. Ama sadece stüdyo değil, aynı zamanda bir yaşam alanı, insanın evi kalbine açılan kapıdır derler, kalbimi herkese açabileceğim bir planım var, dilerim gerçekleştirebilirim. Büyük ölçekli hayallerimde var tabii, daha uzun vadede gerçekleştirmeyi arzu ettiğim…Çoğu sanatçı gibi daha görünür, bilinir ve arz edilir olmak. Bunu gerçekleştirmenin ve daha çok insana ulaşmanın bir anahtarı da yani globalleşmek, dünyaya ayak uydurmak yurtdışındaki iş birlikleri bunun bir basamağı ve bunun için iletişimlerim sürmekte…

Sana çok büyük bir bütçe verilse ve bu bütçeyle sadece tek bir sanatçının eserini alabilecek olsan, hangi sanatçının eserini alırdın? Neden?

Ben bir koleksiyoner değilim yatırımcı gibi düşünemem ancak işlerine ve zekasına hayran olduğum Mat Collishaw ‘ın ‘Seria Ludo’ ya da ‘All Things Fall’ ı almak isterdim. Mat Collishaw’un çok başka bir yaratım yeteneği olduğunu düşünüyorum, işlerini görünce heyecan duyuyor, hayran kalıyorum.

 

Elif Tutka’nın Art50.net’te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Röportaj: Sena Arcak Bağcılar