Her Yüzde Ayrı Bir Hikaye: Lütfiye Kösten

Lütfiye Kösten resimlerinde zaman, mekan, kimlik ve varlık kavramları üzerine odaklanıyor. Portrelerini üretirken kullandığı grafiksel tavır ile kendi kültüründen beslendiği sembolleri ve inançları da imgelerine aktarıyor. Her yüzde ayrı bir hikayeyi farklı bir ifade ve motifle betimleyen sanatçı, özellikle gözleri betimlerken kullandığı gerçekçi üslupla bakışlardan kaçınılmaz bir ortam oluştururken, izleyiciyi takip eden bu bakışlar, ifadenin ve duygunun en çok yoğunlaştığı alan olarak ele alınıyor. Hint Okyanusu’nda bulunan Reunion Ada’sında yaşayan sanatçı Lütfiye Kösten ile sanatsal süreci ve farklı kültürde yaşama deneyimleri üzerine konuştuk.

Lütfiye Kösten, Dokuz Eylül Üniversitesi Resim Bölümü’nde ve sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nde lisans eğitimlerini tamamladı. 2016 yılında Fransa Nantes Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan sanatçı Fransa’nın Hint Okyanusu’nda bulunan Reunion Ada’sında yaşıyor ve sanat üretimine devam ediyor.

Merhaba Lütfiye. Resimlerinde en dikkat çeken öğelerden biri ‘bakışlar’. İzleyici olarak, kaçınılmaz olan bu bakışları açıklar mısın?

Merhaba. Benim için bir portrede en önemli şey ifadedir. İfade ile beraber tabii ki kişide bıraktığı duygu. Bir kişinin yüzünde gözler, bakışlar ifadeyi ve duyguyu en iyi yansıtan kısımlardır diye düşünüyorum. Genelde resimlerimde tüm bakışlar karşısında duruyormuşuz gibi tuvalden size bakarlar. Bunu bu şekilde yapmamın sebebi, resme bakan kişiyi takip ediyormuş izlenimini yakalamak istememdir. Gözleri gerçekçi olarak betimlemem de aynı sebeptendir. Bakışlar benim resimlerimde en önemli unsur, ifadenin duygunun yoğunlastığı, resmin merkez noktasıdır. Belli bir zamandan sonrada takıntı haline geliyor sanırım, gözleri yapmaktan kaçamıyorum portre yapmaktan uzaklaşamadığım gibi… Her yüz ayrı bir hikaye ve bu durum beni çok heyecanlandırıyor.

Resimlerin portrelerden oluşuyor. Özellikle neden kadın imgeleri kullanıyorsun?

Bugüne kadar ürettiğim tüm çalışmalarda sadece kadın imgesi kullanmadım ancak ilk ürettiğim “Identity/Kimlik” ve sonrasında “Geçmişten Gelen” gibi seriler kadın temalı çalışmalardı. Ben de Türkiye’ de doğup büyüyen bir kadın olarak kadınlık durumlarını anlatan kadın portreleri yapmak istedim. Hep tanrılardan bahsedilen bir dünyada tanrıçaları hayalimde imgelendirerek portrelerini ürettim. Sanırım kadınları daha görünür kılma isteğimden…

Bazı resimlerinde grafiksel alan olarak nitelendirilen yerler aslında ‘işleme/el işi’ni andırıyor ve arka planla birlikte birer desen oluşturuyor, bu bağlamda bizim kültürümüzdeki kadın imgeleriyle de bağdaşıyor aslında. Bununla ilgili ne düşünüyorsun?

Evet. Bu motifler “Geçmişten Gelen” serisi ile başladı. Mezopotamya tanrıçalarını araştırırken semboller, Anadolu motifleri ve anlamları beni çok etkiledi. Ürettiğim resimlerde bu motifleri, sembolleri kullanmaya başladım. Daha sonraki resimlerimde de tam da söylediğiniz gibi işleme etkisiyle yapmaya devam ettim.

Lütfiye Kösten – Değişim

Kuş imgeleri ile kadın imgeleri arasında nasıl bir bağ kuruyorsun?

Bizim kültürümüzde kuşun çok önemli bir yeri vardır. Anadolu medeniyetlerinde tarihler boyunca bir çok şeyi de temsil etmiştir. Bazen kadın ile özdeşleşmiştir, kuş kutsaldır, özlemdir, haber beklentisidir, kuvvet ve kudreti temsil eder. Kuş, bazen sevgi, sevgili, bazen ölen kişinin ruhudur. Ben resimlerimde kuşu kadın ile özdeşleştiriyorum. Kadının koruyucusu, habercisi bazen de ruhu…

Yurtdışında eğitim almanın senin için sanatsal anlamda nasıl katkıları oldu, hem Türkiye’de hem de Fransa’da eğitim almış biri olarak iki eğitim sistemi arasında benzerlikler farklılıklar neler?

Beni daha özgür kıldı diye düşünüyorum. Gerçi burada iki senelik bir eğitim deneyimim oldu, çok da uzun sayılmaz. Burada özgür bir ortam içerisinde, kalıplar ve önyargılar olmadan üniversite size kendinizi tanıma fırsatı verebiliyor. Üniversite olanakları geniş ve kolay ulaşılabilir. Avrupa’da olduğunuzdan diğer ülkelerdeki üniversite sanat etkinliklerine katılmak ve onlardan beslenmek rahat olabiliyor. Ayrıca bir çok sanat eserini yerinde, müzelerde görebilme, ve yapabileceğiniz eser kopyalamaları ile de resim tekniğinizi geliştirme açısından ayrı bir fırsat diye düşünüyorum.

Fransa’da yaşıyorsun, oradaki sanat ortamından kısaca bahseder misin? Türkiye’deki ile nasıl karşılaştırırsın?

Aslında dört aydır Fransa’nın bir parçası olan ve Hint Okyanusu’nda bulunan Reunion Adası’nda yaşıyorum. Öncesinde Fransa’da yaşıyordum. Fransa’da bir çok sanat fuarına ve sergilere katılma imkanım oldu. Çalıştığım birçok galeri ve sanatçı arkadaşım oldu. Burada katıldığım her sergide kendimi daha özgüvenli ve özel hissettim. Sanat ortamı yapıcı, geliştirici ve teşvik edici, sanata ve sanatçıya değer veriliyor. Ön yargılar, kalıplar ve kompleksler yok, bu da insana daha özgür hissettiriyor… Tabii sanatın bir dalı ile uğraşıyor olmanın nesnel zorlukları burada da var. Çok da pembe değil her şey. Zaten sanat yapmak her zaman güçlü bir irade ile mümkün değil mi?

Lütfiye Kösten – Sessiz

Art50.net’le nasıl tanıştınız? Kısaca anlatır mısın?

Art50.net’i instagram üzerinden takip ediyordum. Beğendiğim bir siteydi, sonrasında Instagram üzerinden kendileri ile bir iletişim kurduk. Sosyal medyanın önemli olduğu günümüzde Art50.net’in iyi bir adres olduğunu düşünüyorum.

Kariyerinde ulaşmak istediğin hedef nedir? Bunu örnek aldığın bir sanatçı ya da hayalini kurduğun bir gelecek üzerinden anlatabilir misin?

Kiki Smith beni her zaman çok etkilemiştir. Popülerizmin öncelikli olduğu bu dünyada nesnelliğe dayalı çok büyük hayallerim yok. Günümüzde ünlü olma, bilinir olma durumu çok değişken ve kaygan bir zemin üzerinde duruyor. Çocukluğumdan beri kendimi her zaman resim yaparak tanımladım ve var ettim. Bundan sonrası için de iyi bir sanatçı olma yolunda yaşadığım yerleri ve anları tecrübe ederek resim yapmaya devam edeceğim.

Türkiye’ye ne sıklıkta geliyorsun? Burada da çeşitli galerilerde sergilere de katılıyorsun, bağlarını koparmıyorsun, ileride buraya dönmek gibi bir planın var mı?

Fransa’da yaşadığım dönemde daha sık Türkiye’ye gelebiliyordum. Sanırım Hint Okyanusu’ndaki bu adadan senede bir ya da iki kez gelebileceğim. Burada Güney Afrika ülkelerine yolculuk imkanım oluyor ve çalıştığım galeri ile Amerika, Arjantin ve Küba’da farklı sanat fuarlarına katılıyorum. İsteğim, iki ya da üç sene daha burada yaşayıp İstanbul’a dostlarımın yanına geri dönmek.

Takip ettiğin sanatçılar kimler? Son gezdiğin sergilerden en çok dikkatini çeken beğendiğin sanatçı ya da iş neydi?

Kiki Smith, Anselm Kiefer, Zhang Xiaogang, Claire Tabouret, Luc Tuymans, Zeng Fanzhi, Jenny Saville, Kehinde Wiley, Elizabeth Peyton, Louis Boudreault, Sarah Ball, Takao Ono, İnci Eviner takip ettigim sanatçılar arasında. Bunun yanısıra Albert Dürer, Käthe Kollwitz, Felemenk sanatçılar, ve J.M.W. Turner en beğendiğim ressamlardan başlıcalarıdır. En son 58. Venedik Bianeli’nde İnci Eviner’ in çalışması ve Paris Centre Pompidou’daki Francis Bacon sergisinde sanatçının eserlerini yakından görebilmek heyecan vericiydi.

 

Lütfiye Kösten’in Art50.net’te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Röportaj: Sena Arcak Bağcılar