Görünenin Ötesi, Hakikat ve Öz’e Ulaşmak: Işıl Acar

Işıl Acar resimlerinde, duyularımızla algıladığımız her şeyin ötesinde bir hakikat ve öz arayışı içerisinde. Kullandığı malzemenin resimlerinde önemli bir rolü olan sanatçı, üretim sürecinde kendi duygu ve dürtülerini de göz önünde bulunduruyor. Işıl Acar ile başından sonuna, hakikat ve öze ulaşmak için katettiği tüm sanatsal süreci üzerine konuştuk.

Merhaba Işıl. Seni biraz daha yakından tanıyabilmek adına sanat kariyerinin başlangıcına değinmek isterim. Işık Üniversitesi Resim Bölümü’nde eğitim aldın, sanat eğitimi almaya nasıl karar verdin? Daha önce sanat alanında bir deneyimin oldu mu?

Tabii ki, aslında kendimi bildim bileli her zaman çizimle iç içe oldum. Resim yapmak benim için küçükken bile bir nevi kendimi ifade etme ve duygularımı ortaya koyma şekliydi. Etrafımdaki eğitmenlerimin de yönlendirmesiyle bunu meslek haline getirmeye karar verdim ve üniversite seçimiyle birlikte bu yola girmiş oldum.

Resimlerin soyut olarak algılanıyor, ancak hepsinin birer ismi var. Üretim sürecinden bahseder misin kısaca? Nasıl başlıyorsun, nasıl bitiriyorsun ve nasıl adlandırıyorsun resimlerini?

Kendi dünyalarımızda algıladığımız her şey somut. Çevremizi algılama şeklimiz, hissettiğimiz ve düşündüğümüz şeyler kendi dünyamızı yaratıyor. Ben aslında dokunduğumuz, gördüğümüz, hissettiğimiz her şeyin ötesine, varlığın özüne ulaşmaya çalışıyorum. Gözün seçtiği gerçekliğin, o dünyanın ötesindeki hiçliğe, belirsizliğe evrilmesine izin veriyorum. Bu noktada da soyut kavramı benim icin somutlaşmaya başlıyor. Üretim tarafında ise cevabını aradığım sorular, sadece doğa ve uzay değil hayatın içinden en ufak bir detay bile bana bağlantı kurma güdüsü veriyor. Sonrasında resimleri kendi düzleminde oluşturmaya başladıkça bambaşka noktalara gidiyor ve sonuçtan tatmin olduğumu hissettiğim anda bu süreç sona eriyor. Esere verilen isim izleyiciyle eser arasında bir köprü görevi gördüğü için izleyiciyi çok da sınırlamadan, kişinin kendi soyut dünyasını da işin içine katarak yorumlamasını amaçlıyorum.

Işıl Acar – İçeriden Büyümek

Art50.net’te yer alan işlerin reçine ile üretilmiş, reçine dışında başka malzeme kullanıyor musun? Özellikle bu malzemeyi kullanman ile varmak istediğin sonuç arasında bir bağlantı, bu tekniği kullanmanın özel bir nedeni var mı?

Ben resim bölümü mezunuyum ancak okulda kendimi ifade ediş şeklimi bulana kadar bir çok farklı malzemeyle çalışma fırsatım oldu. Kendime asla bir malzeme sınırı çizmedim ancak gelişimim ve çalışmalarımdaki evrimim bu yönde ilerledi diyebiliriz. İleriki süreçte ‘akış’ ı anlamayı ve akış içinde varolmayı sorguladım. Bu sorgulama beni malzemenin kendi içerisindeki yoğunluğa kadar götürdü. Reçinenin boyayı içine hapsetmesi ve üretme sürecindeki zaman kısıtı, beni hayatlarımızda tecrübe ettiğimiz, kendimizi kısıtladığımız ve sınırlandırdığımız zaman kavramını tekrardan yorumlamaya itti. Bu yüzden reçineyle çalışmak benim için hem zor, hem rahat, hem kısıtlayıcı, hem özgür, yani kendi içinde tüm zıtlıkları barındıran bir süreç.

İşlerinde var olan görüntüler bir şekilde izleyici ile iletişim kurabiliyor. Bazen doğanın içinden gibi ama bazen de etrafımızda gördüğümüzün/dünyanın dışından gibi, uzaya ait… Bu açıdan bakıldığında sen nasıl bir ilişki kuruyorsun resimlerinle?

Aslında her zaman öyle değil midir? Bir şeylere bakarken hep tanıdık simalar ararız. Kendimizi ait hissetmek isteriz. Evet, resimlerim bazen bu dünyadan bazen dışından gibi. Arzular ve duygular gibi görüyorum. Etrafımızda gördüğümüz her şey biz, biz ise onlar.

Üniversite lisans eğitimini tamamlayalı bir yıl oldu sanırım, özellikle sanat alanında eğitim almış bir mezun olarak mezuniyet sonrası süreç nasıldı senin için? Söylendiği gibi ilk etapta sudan çıkmış balık gibi olunuyor mu gerçekten?

Okuldan çıktığımda ilk aşamada kendi atölyemi kurdum. Bir süre de yurt içi ve yurt dışında gezdim, doğada bolca vakit geçirdim ve bugüne kadar öğrendiğim teknik bilgilerle, gezerek edindiğim ilham ve tecrübelerimi birleştirerek “Yıldızların Örtüsü Yoktur” serisine başladım. Okul bana ne düşünmem gerektiğini değil nasıl düşünmem gerektiğini öğretti. O yüzden de kendimi sudan çıkmış balıktan çok yeni sulara yelken açmış gibi hissettim diyebiliriz.

Işıl Acar – Yıldızların Örtüsü Yoktur Serisi 6

Yıldızların Örtüsü Yoktur serisini anlatır mısın? Bu dönemde çıkmış olmasının bir nedeni var mı? Nasıl ortaya çıktı?

Hayatta istediklerimize ulaşmak için yer yer kendimizden ödün veririz. Benliklerimizi toplum beğenilerine göre düzenler ve oluştururuz. En azından hayatımın bir döneminde ben bunu yaşadım ve bunun doğru olduğunu düşündüm. Sanırım ben kimim ve neden buradayım sorularına cevap ararken karşıma çıktı “Yıldızların Örtüsü Yoktur” serisi. Yıldızlar insanlara yüz yıllardır, aradıkları cevaplara veya insanların yeni sorularına önderlik ediyor. Onlar da sanki bu evrenden ancak başka bir evrenin de habercisi gibiler. Sadece bir ölü gezegen olmaktan çok daha fazlasını yapıyorlar bizler için. Sorularıma yanıt ararken ben de bu yolu seçerek maddenin görünenden daha fazlasını irdelemeye başladım. Herbirimiz birer yıldız parçasıyız ve kendi potansiyellerimizin farkına vardığımızda bizim de parlayacağımıza inanıyorum.

Bir yandan da artık genç sanatçılar için bir çok imkan var, farklı yarışmalar düzenleniyor, bunun dışında özellikle yurtdışında başvurulabilecek bir çok misafir sanatçı programları da bulunuyor. Sen de genç bir sanatçı olarak bu olanaklarla ilgili neler söyleyebilirsin? Başvurularda bulunuyor musun?

Evet, genç sanatçılar için artık kesinlikle çok fazla imkan var. Ben de genç bir sanatçı olarak öncelikle Türkiye’de faaliyet gösterip sonrasında bu imkanları değerlendirmeyi düşünüyorum.

Art50.net gibi Türkiye’nin önde gelen bir online sanat platformunda yer almakla ilgili ne düşünüyorsun?

Art50.net her zaman takip ettiğim bir platformdu. Güncel sanatın bu şekilde online platformda da yer alması sanatı daha da ulaşılabilir kılıyor. Art50.net’in benim gibi genç sanatçılara böyle bir platformda yer alma fırsatı sunması çok motive edici. Birlikte güzel projeler gerçekleştiriceğimize inanıyorum ve çok heyecanlıyım.

Beğenip sürekli takip ettiğin, örnek aldığın sanatçılar var mı? Sana çok büyük bir bütçe verilse ve bu bütçe ile sadece tek bir iş alabilecek olsan, hangi sanatçının hangi eserini alırdın?

Evet takip ettiğim birçok sanatçı var. Bunun yanı sıra ileride koleksiyonerliğe de başlamak istiyorum. Eğer çok büyük bir bütçe verilseydi sanırım aklımdaki onca eserden Joseph Beuys’un The Pack eserini almak isterdim.

Neden bu eseri sanat almak isterdin? Nasıl bir bağ kuruyorsun bu işle?

Beuys’un hayatı her zaman beni etkilemiştir, bazen kendimle özdeşleştiririm. Yaşadığımız çağ teknoloji çağı ve biz bazen bu dönüşüm sürecini yaşarken bazı yönlerden daha ilkel olduğumuzu unutuyoruz. Bu adaptasyonlar kişiliğimizde, geçmişimizi ve nereden geldiğimizi unuttuğumuzda çatlaklıklar yaratabiliyor.Yine de insanın varolma içgüdüsüne hayranlık duyarım. Ne zaman bu işi görsem bunlar aklıma gelir ve etkilenirim, sanırım bu yüzden.

Gelecekle ilgili nasıl hayallerin var? Yüksek lisans yapmayı düşünüyor musun? Kariyerinde nasıl bir gelecek hayali kuruyorsun.

İstanbul’daki hedeflerimi gerçekleştirdikten sonra hayatımın bir döneminde farklı ülkeleri gezerek sanat üretimime devam etmek istiyorum. Az önce de sorduğunuz konuk sanatçı programlarıyla eş zamanlı olarak, yüksek lisans yapmayı düşünüyorum. Kariyerimdeki geleceğimin yeni insanlar ve yerler görerek bir bütünlük oluşturacağını düşünüyorum. Sevdiğim bir şarkıdan alıntı yapacak olursam: İstikrarlı hayal hakikattir diyebilirim ☺

 

Işıl Acar’ın Art50.net’te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Röportaj: Sena Arcak Bağcılar