Ece Gauer ile Doğu-Batı, Geçmiş-Günümüz Arasında Bir Yolculuk

Ece Gauer zorlukları yaratıcılık için bir fırsat, engelleri amacına doğru ilerlemek için bir motivasyon olarak gören güçlü bir karakter. Art50.net ailesine katılan Gauer ile Almanya-Türkiye arasında sürdürdüğü yaşamını ve bu deneyimin sanatına etkilerini konuştuk.

 

Fransız lisesini bitirip Almanya’ya gitmişsiniz; Fransa’da da birçok sergiye katılmışsınız. Türkiye-Almanya-Fransa üçgeni nasıl oluştu?

Saint Joseph Fransız lisesini bitirdikten sonra Lyon’da kısa bir dönem sinema-fotoğraf okuma girişimim oldu; fakat geri dönüp eğitimime İstanbul‘da devam ettim. Çok küçük yaştan beri resim yapmayı sürdürdüğümden, LaSalle Academy’de Moda Tasarımı ve Pazarlama bölümünde okurken içimdeki aşkla hep sanatsal tasarımlar ortaya çıkmaya başladı… Öyle ki, diploma projesi olarak Fahrelnissa Zeid’in bir eserinden ilham aldığım bir kostüm tasarlamıştım. Mesleki olarak ne yaparsam yapayım tatmin yaşayamıyordum; resim, hobi olmaktan fazlasıydı benim için. Son dakika hazırlanıp dereceyle girdiğim Mimar Sinan Üniversitesi Resim bölümünden birincilikle mezun oldum. Sonra da eğitimime Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde devam ettim. Letonya’da katıldığım bir mozaik yarışmasında birinci oldum ve sonra Münih ve Almanya`da çeşitli yerlerde sergiler açtım. Paris’teki son sergiler ise Avrupa Birliği projesi kapsamında oldu.

 

Farklı coğrafyalara yayılan yaşam biçiminizin sanatınız üzerinde yoğun bir etkisi olduğunu ve bu ikilikten ilham aldığınızı biliyoruz. Bu durumun mutlaka hem olumlu, hem olumsuz yönleri olmuştur. Avrupa’da ve Türkiye’de sanatçı olmayı nasıl deneyimliyorsunuz? İkisinin de artıları, eksileri neler oldu sizin için?

Türkiye’deki eğitim hayatım boyunca hep Avrupa etkisinde desen, renk, konu, leke ve kompozisyon eğitimi aldığımızı düşünüyorum. Almanya’ya gittiğimde dünyam karmakarışık oldu. İlginç, sert, kimsenin sevmediği bir profesörümüz vardı. Ondan kaçmak için atölye değiştirsem egoma yenik düşüp, kolay olanı seçmiş olacak ve değişimi, gelişimi reddetmiş olacaktım. Bana kendimi sorgulamam, kültürümü, kendime özgü üslubumu bulmam için ilk kapıyı açan da o oldu.

 

Ece Gauer, Oku, 2017.

 

Eğitim hayatınız da ilginç bir serüvene dönüşmüş gibi görünüyor…

Alman bir sanatçının gözünde moda,  sinemadan farklı olabiliyor elbette; bu nedenle benim çok daha fazla çalışmam, araştırmam ve kendimi ifade edebilmem gerekiyordu. Beni öldürmeyen olaylar beni güçlendirdi ve ufkumu açtı. Resim benim için bir amaç olmaktan çıktı ve hakikati, kendimi bulmak için çıktığım yolda bir araç oldu. Bu aracı nasıl kullanmam gerektiğinin tekniğini İstanbul`daki eğitimime, entelektüel eğitimimi ise yurtdışı deneyimime borçlu olduğumu düşünüyorum ve hala devinim halindeyim diyebilirim. Bir Türk, kadın ve anne olarak, sanatçı olmak için yüz kat daha fazla emek vermek gerek. İnanmak ve gayret etmek tabii ki başlıca koşul.

 

Resim, mozaik gibi birçok alanda eğitimler almışsınız. Dokunduğunuz bu farklı alanlar sanatınıza nasıl etki etti?

Benim için sadece birer araç olduklarını düşünüyorum. Malzeme seçimim o anki imkanlarım ve projelerin gereklerine göre değişiyor. Örneğin cam ve seramik beni çok rahatlatıyor ve yerleştirme yaptığım zaman beni daha iyi ifade ediyor. Münih’teki bir sergimde yapmış olduğum cam-metal yerleştirmenin sonucu beni çok memnun etmişti örneğin. İnsan kimi zaman değişik materyallere ihtiyaç duyuyor; tuvali özlemek de iyi geliyor.

 

Yapıtlarınızda farklı dönemlere ve kültürlere ait göstergeler iç içe geçmiş durumda. Üretme pratiğinizde araştırma, planlama ve sezgisellik, rastlantı gibi öğeler nasıl bir yer tutuyor? Kavramsal yaklaşımınızdan söz edebilir misiniz?

Köklerimize, geçmişe dönerek kim olduğumuzu sorgulamaya başladım. Yurtdışında resimlerimi görenler “nerelisiniz; çok farklı; hem doğu, hem batı esintisi var” diyorlar. Zaten ben de öyleyim; olmadığım bir şeyi yapmak uygun olmazdı. Resmin olmazsa olmazları var; kompozisyon, renk, desen, leke, bunlar evrensel kurallar ama sonrası, bunun içini doldurmak ressamın dünyasına kalmış. Ben okuduklarımdan, yaşam felsefemden, çevremden etkileniyorum. Beslendiğim herşey de bu topraklarda, bu kültürde; bir Avrupalı gibi resim yapsam, o giysi bana uymaz; ama etkilendiğim şeyler elbette var.

 

Ece Gauer, Nerede Bir Gönül Varsa Sabırla Cilalanır, 2017.

 

Beğeniyle izlediğiniz güncel sanatçılar?

Burçin Erdi hem kişiliğini, hem de resimlerini sevdiğim bir sanatçı. Neo Rauch, Anselm Kiefer, Marina Abramovic, Jean Marc Bustamante’yi sayabilirim. Bustamante aynı zamanda Münih ADBK hocalarındandı.

 

Art50.net ile nasıl bir araya geldiniz? Online sanat platformları hakkındaki düşünceleriniz?

Bir sanatçı arkadaşımdan duymuştum ve beğenerek takip ediyordum. Online sanat platformlarının daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum. Sanatçılar da bu sayede daha geniş bir kitleye erişerek daha tanınır oluyor.

 

Yakın gelecekte gerçekleştirmeyi planladığınız projeler?

Haziran ayında Münih’te bir sergim olacak. Ağustos sonunda ise Tegernsee’de kişisel bir sergim var.

Röportaj: İpek Yeğinsü

Ece Gauer’in Art50.net’ te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.