Batılılaşma Sürecinden Günümüze Türkiye’de Sanat

Artcampus’te yer alan bir önceki yazımızda 15. yüzyıldan günümüze batı sanatında belli başlı akımları, yönelimleri ve üslupları incelemiştik.

Batılılaşma Sürecinden Günümüze Türkiye’de Resim Sanatı, 19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nden başlayarak Cumhuriyet’in kuruluşu ve günümüze kadar uzanan dönemleri kapsıyor, Türkiye’de resim sanatının gelişimine ve günceline odaklanıyor. Bu bağlamda, Osmanlı’da yüzyıllardır süregelen minyatür sanatının neredeyse terk edilmesi ve Batı’ya olan ilginin artmasıyla tuval resmine geçiş başlıyor.

Bu yazıda 19. yüzyıldan 1950’lere kadar sanat tarihinde yer alan önemli sanatçı gruplarını ve sanat ortamını ele alıyoruz.

Batılı anlamda resim üreten ilk ressamlar;

18. Yüzyılda Osmanlı’da minyatür sanatının yanı sıra duvar resimlerinde belirmeye başlayan Batı etkisi yavaş yavaş 19. Yüzyılda yerini tuval üzerine yapılan portrelere, manzara ve natürmort resimlerine bırakmaya başlar. Bu dönemde Osmanlı’da askeri eğitim veren okullarda Avrupa’dan getirilen eğitimciler resim dersleri vermeye başlar. Harita çizimlerinde kullanılmak üzere öğrenciler desen öğrenir ve teknik çizimler yapabilmek için perspektifi uygulamaya başlar. Eski manzara kartpostallarını taklit ederek tuvallere aktaran sanatçılar bu dönem genellikle manzara konulu resimler üretir. Resme ve sanata ilgi duymaya başlayan asker kökenli bir çok öğrenci sarayın sanatı desteklemesiyle sanat eğitimi almak üzere Avrupa’ya gönderilir. 19. yüzyılda Paris’te aralarında Gérôme ve Boulanger gibi dönemin önemli sanatçılarının bulunduğu atölyelerde çalışan Ferik İbrahim Paşa, Hüsnü Yusuf ve Ferik Tevfik Paşa yağlıboya tekniği ile çalışan ilk Türk ressamlar kuşağındadır. Aynı zamanda Asker Ressamlar olarak da anılan bu sanatçılardan ikinci kuşak ressamlar, Osman Nuri Paşa, Halil Paşa, Şeker Ahmed Paşa, Hüseyin Zekai Paşa ve Süleyman Seyyid gibi sanatçılarla devam eder. Sanatçılar, Türkiye’ye döndükten sonra resim üretimlerinin yanı sıra okullarda sanat eğitimi verir. Bununla birlikte, aynı dönemlerde Avrupa’ya hukuk eğitimi almak için giden Osman Hamdi Bey, aynı dönemin en önemli sanatçılarındandır.

Halil Paşa, Çengelköy Vapur İskelesi, 1890. Tuval üzerine yağlıboya, 27.5×46.5 cm. Sakıp Sabancı Müzesi, Istanbul

İstanbul’da Sanat Eğitimi ve Sanat Ortamı;

18. Yüzyılda askeri okullarda başlayan sanat eğitimi, 1883 yılında eğitime başlayan Osman Hamdi Bey öncülüğünde açılan Sanayi-i Nefise Mektebi (Mektebi Sanayi-i Nefise-i Şahane) Güzel Sanatlar Okulu) ile resim, heykel, mimarlık ve hakkaklık dersleri verilmeye başlar. Okulların dışında saraya Avrupa’dan getirilen yabancı sanatçıların verdiği sanat eğitimleri devam ederken, bir çok sanatçı atölyelerinin bulunduğu, elçiliklerde çalışan desinatör-ressamların sıklıkla ziyaret ettiği ve çevresinde yaşadığı Pera, dönemin sanat ortamının nabzını tutar.

1914 Kuşağı Sanatçıları;

1909-1910 yıllarında Sanayi-i Nefise’den mezun olduktan sonra bir kısım sanatçı resim eğitimi almak üzere Avrupa’ya özellikle Paris’te bulunan Julian Akademisi’ne gider ancak 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla geri dönmek durumunda kalır. Çallı Kuşağı ya da Türk İzlenimcileri olarak da adlandırılan bu sanatçı topluluğunda Avrupa’ya gitmeyip Sanayi-i Nefise Mektebi’nde eğitim görmüş sanatçılar da yer alır. Grubun adından da anlaşılacağı üzere İbrahim Çallı grubun önderi olarak nitelendirilir çünkü dönemin sanat ortamının en etkin figürlerindendir. Türk resminde manzara, natürmort ve figüratif resimlerin yaygınlık kazanması bu döneme aittir. Bununla birlikte bu grupta yer alan sanatçıların resimlerindeki özgün tavırlar, kişisel yorumlamalar ve Hoca Ali Rıza ile başlayan açık havada üretilen resimlerdeki doğal ışık ve renk uygulamaları dikkat çeker. Bununla birlikte, çıplak modellerle çalışabilme imkanı bulan sanatçılar çıplak/nü resimlerini sergileyerek Türk resmindeki tabuyu kırmayı da başarırlar.

İbrahim Çallı, Plajda Kardeşler. Ahşap üzerine yağlıboya, 62×80 cm. Merey Koleksiyonu

1914 Kuşağı sanatçıları, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk Türk eğitimcileri olmaları açısından da önemlidir. İbrahim Çallı, Nazmi Ziya Güran, Hüseyin Avni Lifij, Feyhaman Duran, Namık İsmail Avrupa’ya giden, Mehmet Ruhi Arel, Hikmet Onat ve Sami Yetik ise kuşağın Sanayi-i Nefise Mektebi’nde resim eğitimine devam eden sanatçılarındandır.

Müstakil Ressamlar;

Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk sanatçı grubu olan Müstakil Ressamlar, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde 1914 Kuşağı sanatçılarından, yani ilk defa Türk eğitimcilerinin verdiği eğitimden geçen sanatçı grubudur. Sanat eğitimlerini yurtdışında devam eden bu sanatçılar, ülkeye döndüklerinde öncelikle 1929 yılında ilk sanatçı derneği olan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’ni kurarlar. Yurtiçinde, ilk kez İstanbul dışında ve yurtdışında çeşitli sergiler düzenleyerek gelişmekte olan Türk resminin tanıtılmasında ve yaygınlaşmasında önemli rol oynarlar. Bununla birlikte sanatçıların bireysel sanat anlayışlarına özgürlük tanınması, toplumda sanat beğenisinin yaygınlaştırılması ve devletin sanatçılara destek sağlaması Müstakil Ressamlar’ın başlıca gündemleridir. Gruba ait sanatçıların her birinin kendine özgü ifade biçimi ve konu seçimi bulunur. Genel olarak bakıldığında, sanatçıların bir önceki biçimsel olarak yapısalcı ve sağlam desen anlayışı ile ürettikleri yapıtlarında manzara, natürmort, figürlü kompozisyonların yanı sıra gündelik hayatı da betimledikleri gözlenir.

Hale Asaf, Portre/Mavi Elbiseli Kadın, 1931. Tuval üzerine yağlıboya, 74×52 cm. Ömer M. Koç Koleksiyonu

Müstakil Ressamları Grubu’nda; Şeref Akdik, Refik Fazıl Epikman, Cevat Dereli, Saim Özeren, Elif Naci, Hale Asaf, Mahmut Cuda, Nurullah Berk, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi gibi sanatçılar yer alır.

D Grubu Sanatçıları (1933-1947)

1933 yılında kurulan grup kendisini Türkiye’nin dördüncü resim gruplarından sayar ve bu sebeple Latin alfabesinin dördüncü harfi olan ‘D’ yi kullanarak kendilerini ‘D Grubu’ olarak tanımlar. D Grubu sanatçılarından bazılarının sanat eğitimi almak üzere gittiği Paris’te çalıştıkları André Lhote atölyesinde gördükleri eğitim ve Paris ortamı resimlerinde biçimsel anlamda önemli rol oynar. Yapısalcı ve temelleri güçlü resimsel öğeler kullanarak kendilerinden önce gelen 1914 Kuşağı sanatçılarının ‘izlenimci’ tutumuna karşı çıkarlar. Böylece, Sanayi-i Nefise’de eğitim gördükleri Türk eğitimci sanatçılara da karşı çıkmış olurlar. D grubu sanatçıları, yapısalcı eğilimlerinin ardından Rönesans ustalarından hareketle ürettikleri gerçekçi anlamda resim üslubuna bir süre geri dönerler. Bununla birlikte, sanatçıların yaşadıkları dönemin koşulları da ele alınarak bakıldığında, Avrupa’dan getirdikleri ve resimlerinde uyguladıkları parçalanmış formlardan oluşan kübist-inşacı betimlemeleri zamanla yok olur ve 1930lu yıllarda yükselen ‘milli kültür’ politikalarıyla sanatçılar resimlerinde ulusal ve halkçı bir yaklaşımı benimser.

Nurullah Berk, Uyuyan Güzel,1973, İstanbul Modern Koleksiyonu

Nurullah Berk, Abidin Dino, Zeki Faik İzer, Elif Naci, Cemal Tollu ve Zühtü Müritoğlu’nun kurduğu grup zamanla büyür ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, Turgut Zaim, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu gibi sanatçıların katılımıyla büyür.

Yeniler Grubu

1941 yılında Avrupa’da sanat eğitimi almaya gitmeyen bir grup sanatçı Avrupa resim anlayışı etkisinden uzak kalarak kendi milli kaynaklarından beslenme eğilimine gider. Toplumsal-gerçekçilik anlayışının benimsendiği resimlerle Türk resmini sağlam bir temele oturtma girişimi vardır. Grupta yer alan sanatçıların belirledikleri bir tema çevresinde, ortak bir bilinçle ancak birbirlerinden farklı kendi özgün üsluplarıyla resimler üretip sergilerler. Grubun oluşumunda akademi sırasında eğitim aldıkları Léopold Levy önemli bir rol oynar. Resimde akademik üsluba karşı çıkan fikirleri Yeniler Grubu sanatçılarını etkiler ve genel olarak gruba bakıldığında akademik sanat anlayışının yanı sıra batı sanatından etkilenen ve resimlerinde bu etkiyi yansıtan sanatçılara karşı bir tutum sergilerler. Resimlerinde batılı anlamda üsluptan kopma olmasa da konu olarak toplumsal içerikli, yöresel gelenekler yansıtılır.

Selim Turan, Sarıkız Efsanesi. Ahşap üzerine yağlıboya. 36×27.5, görsel: wikipedia.com

Nuri İyem, Avni Arbaş, Selim Turan, Nejat Devrim, Kemal Sönmezler, Turgut Atalay ve Abidin Dino grubu kuran sanatçılardır.

Onlar Grubu (1947-1952)

1947’de kurulan grup Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde eğitim alan öğrencilerden oluşur. İlk sergilerini Akademi’nin yemekhanesinde açan grubun amacı Anadolu’nun geleneksel öğeleri ile Batı resminin anlatım biçimlerini sentezleyerek yeni bir dil yaratmaktır. Resimlerine konu aldıkları gerçek çevreleri ile kullandıkları yöresel dil çağdaş sanatın soyutlamacı tutumluyla birleşir. Doğu ve Batı’nın sanatsal anlamda bir bileşimi olarak ayrılan grup sanatçılarının her biri özgün ifadesiyle ve konuları, anlatımları ve teknikleriyle farklı bir çizgiyi takip eder. Türk resim sanatında önemli bir yere sahip grup zamanda büyür, toplumsal bir hareket olarak bir süre devam eder ve 1952 yılına kadar sergiler açmaya devam ederler.

Leyla Gamsız Sartürk, görsel: istanbulkadinmuzesi.org

Leyla Gamsız Sartürk, Nedim Günsür, Fahrünnisa Sönmez, Mehmet Pesen, Mustafa Esirkuş, Hulusi Darptürk, Ivy Strangali, Turan Erol, Orhan Peker, Fikret Oytam gibi sanatçıların bir araya gelmesinden oluşur.

Tavanarası Ressamları (1951-1952)

1951-52 yılında kurulan ve Akademi’ye karşı çıkan Tavanarası Ressamları, Nuri İyem’in Asmalımescit’de bulunan atölyesinde çalışan bir grup sanatçıdan oluşur. Akademi’de öğretilenlere ve öğretim yöntemlerine karşı çıkan grup, gerçeğin birebir illüzyonunun yaratıldığı üsluptaki resmin tavrı ile sanatın, kitaplardan ve röprodüksiyon tekniği ile öğretilmesine de karşı çıkarak soyut bir tavra yönelir. Yeni olanın özgün olduğunu ve soyut sanatı savunan grup, Türk sanatında var olan kopyacılık anlayışına karşı da savaş verirken Akademik üslubun dışında resim üretim biçimlerine karşı duruşlara da tepki gösterir.

Ömer Uluç, İsimsiz. Tuval üzerine akrilik. Sakıp Sabacı Müzesi Koleksiyonu.

Nuri İyem, Ömer Uluç, Erdoğan Behsanavi, Haluk Muradoğlu, Ümid Mildon, Baha Çalt, Atıfet Hançerlioğlu, Seta Hisiş, Vildan Tatlıgil ve Atıp Yılmaz grup üyesi sanatçılarındandır.

 

Sena Arcak Bağcılar

Kaynakça:

Düben, İpek, ‘Türk Resmi ve Eleştirisi 1880-1950’, Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2007
Pelvanoğlu, Burcu, ‘Pek Kronolojik Olmayan Hayatımız, Türkiye’de Modernleşme ve Sanat’, Corpus Yayınları, 2017
Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, Yem Yayınları, 1997
Giray Kıymet, Türk Resim Sanatının Bir Asırlık Öyküsü, Rezan Has Müzesi, 2007