Ahu Büyükkuşoğlu Serter ile Sanat Dolu Mekanlar

Türkiye’nin ilk butik sanat oteli Casa Dell’ Arte’nin kurucularından olan Ahu Büyükkuşoğlu Serter, ailesinin başlattığı sanat koleksiyonunu ilerleterek bugünlere getirdi. Sanatın yanı sıra, iş dünyasındaki başarıları ve girişimciliği ile kendinden söz ettiren Büyükkuşoğlu ile koleksiyonu, koleksiyonunu nerelerde ve nasıl sergilediği, sanat oteli ve Elgiz Müzesi “Genç Koleksiyonerler” sergisinde yer alan eserleri hakkında konuştuk.


Ailenizden gelen bir geleneği devam ettirip daha da ileriye taşıyarak, sanatla iç içe yaşıyorsunuz.
Ailenizin sanat koleksiyonu ve girişimlerinde sizin tam olarak rolünüz nedir?

Koleksiyonumuzun annem ve babamın uzun yıllar önce başlattığı bir koleksiyon, yani kardeşim ve biz zaten var olan bu oluşuma sonradan dahil olduk ve koleksiyon yönetiminde bu bilinçle hareket etmeye çalışıyoruz. Koleksiyonun gideceği yönü tamamen kendi zevklerimize göre tayin etmek yerine, bunu uzun bir yolculuk olarak görüp alımlarımızı da ona göre yapıyoruz. Eserlerin toplanmasında da yönetiminde de birbirimizle işbirliği içinde hareket ediyoruz.


Büyükkuşoğlu Ailesinin sanat koleksiyonunun temelini oluşturduğu butik sanat oteli için ilham aldığınız noktalar nelerdi?
Oteli yaparken görkemli, karakterli ama insanın kendini evinde hissedeceği, rahat bir Akdeniz yapısı olmasını istedik. Annem ve babam uzun seneler önce Torba’ya geldiklerinde büyülenip burada şu anda otelin yanında bulunan küçük evi inşa ettiler ve tatillerini burada geçirmeye başladılar. Zamanla emekliliklerinde Torba’ya taşınma fikri kafalarına iyice yerleşti ve yaz kış burada oturacaklarsa daha büyük bir eve ihtiyaçları olacağını fark ettiler, buradan da arkadaşlarını ağırlayıp koleksiyonlarını paylaşacakları bir ev olarak hayal ettikleri Casa Dell’ Arte doğdu. Benim de otelde devam ettirmek istediğim his aynen bu.


En etkilendiğiniz sanat dolu mekanlar neler?
Sanatın duvarların dışına taştığı mekanlar, mesela kiliselerden kaldırımlara bütün şehrin sanattan nasibini aldığı Venedik Bienali ve yine bir şehrin çehresini değiştiren Guggenheim Bilbao beni büyüleyen yerler.


Evinizi dekore ederken nelere önem veriyorsunuz?

Evimi dekore ederken en çok önem verdiğim şey rahatlık. Annem çok titizdi ve biz büyürken evin temizliği ve düzeni her zaman bizim rahatlığımızdan önce geliyordu. Halılara basmadan, yatakları bozmadan ve evdeki bazı odaları neredeyse hiç görmeden büyüdük biz. Benim üç çocuğum var ve onların da bu şekilde büyümesini istemedim. O yüzden evi tasarlarken evin her noktasının yaşanan mekanlar olması, rahatlık ve fonksiyonellik benim için ön plandaydı.


Eserleri sergilerken nasıl kararlar veriyorsunuz? Odayı eserlere göre değiştirdiniz hiç oluyor mu?

Sergilenen eseri dekoratif bir elemana indirgememeye dikkat ediyorum. Evimde fazla eşya yok, o yüzden sergilediğimiz eserler görülmek için mobilya veya aksesuarlarla yarışmak zorunda kalmıyor, genelde baş rolde oluyorlar. Mobilyalardan önce sanat eserlerinin yerlerine karar verdiğimi söyleyebilirim.


Yeni sanatçıları destekleyen projemiz bağlamında çeşitli uzmanların yükselen ve yeni sanatçılarla ilgili görüşlerini alıyoruz. Sizin de bir koleksiyoner olarak görüşlerinizi merak ediyoruz.
Yeni ve yükselen sanatçıların koleksiyonunuzdaki yeri nedir? Bu sanatçıları nasıl keşfediyorsunuz?

Genç sanatçıların koleksiyonumuzdaki yeri her zaman büyük oldu fakat benim ve kardeşimin dahil olması ile birlikte koleksiyonumuzun bu yönüne daha çok ağırlık vermeye başladık diyebilirim. Ben işim gereği çok seyahat ediyorum ve her gittiğim yerde mutlaka o şehrin önemli sanat mekanlarını gezerim. Onun dışında sanat dünyasını çok yakından takip ediyorum ve fırsat buldukça yurtdışındaki fuarlara da katılmaya çalışıyorum. Kardeşim de işi gereği bu ortamın çok içinde ve bilgiye ulaşmak çok kolay hale geldiğinden bir noktadan sonra yeni sanatçılar keşfetmek için ekstra bir çaba göstermemize de gerek kalmıyor.


Genç sanatçıları desteklemek için içinde bulunduğunuz çalışmalar var mı?

Eski ortağım Moiz Zilberman’la genç sanatçılar ve sıra dışı projelerini desteklemek ve göstermek üzere açtığımız, geçtiğimiz günlerde kapılarını kapatan CDA Projects bu yoldaki çalışmalarımızı somutlaştırdığımız ilk mecraydı. Şimdi normal olsa da o zamanlar tanınmamış bir sanatçının Mısır Apartmanı’nda işlerini göstermesi o kadar kolay değildi. Aynı dönemde genç sanatçılara görünürlük sağlamak amacıyla “Genç/Yeni/Farklı” adlı yıllık yarışmayı da hayata geçirdik, bu da özel sektör için sıra dışı bir adımdı. Şimdi Bodrum’da uluslararası bir misafir sanatçı programı yapıyoruz. Altışar haftalık iki donem boyunca genç sanatçıları ağırlıyoruz. Bodrum tarihi ve kültürel geçmişine rağmen sanatsal açıdan keşfedilmemiş bir yer, amacımız hem bu potansiyeli açığa çıkarmak, hem sanatçılara günlük kaygılardan uzak bir sanatsal üretim ortamı sağlamak, hem de yerel halkı sanat üretimin her aşamasıyla buluşturabilmek.

Elgiz Müzesinde yer alan “Genç Koleksiyonerler” sergisinde bulunan eserlerinizden bahsedersek, bu sergi için seçki süreci nasıl gelişti? Koleksiyonunuzda bulunan sanatçılardan nasıl bir seçim yapıldı?
Elgiz sergisi için koleksiyonumuzdan birçok seçki yapılabilirdi fakat sergide birey olarak yer aldığım için kişisel zevkimi yansıtan, benimle en çok konuşan ve sanatçılarıyla kişisel bir ilişkim olan eserleri seçtim.


Son olarak, sanat alanında ileride gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeler var mı?

Yeni projelerimiz tabii ki var ama önceliğimiz şu anda yaptıklarımızı daha da geliştirerek Bodrum’u dünya çağdaş sanat haritasına sokmak ve markamızı da Türkiye’den çıkan bir sanat markası olarak konumlandırmak.Otelimiz Casa Dell’ Arte’yi içinde yaşanan bir müze gibi devamlı değişen bir sanat mekanı olarak konuklara açmaya devam etmek, residency programımızı profesyonelleştirerek dünya sanat camiasında saygın bir hale getirmek ve bu vesileyle yetenekli genç sanatçıların büyümelerine katkıda bulunmaya devam etmek hedeflerimiz arasında. Bu doğrultuda, yeni sanatçıları tanıtan ve destekleyen Art50.net ile de yaz sezonunda Casa Dell’Arte otelimizde bir sergi gerçekleştireceğiz.

Kısa Kısa:
İlk aldığınız eser: Marlborough Gallery’den bir Sarah Pilkington işi almıştım.
En çok sahip olmak isteyeceğiniz eser: Bir Anselm Kiefer veya bir Gerhard Richter hiç fena olmazdı.
İlgi duyduğunuz sanat türü:Fotoğraf, yerleştirme ve deneysel tekniklerle üretilen işler
Sanatın sizin için anlamı:Yaşama vizyonu