Merve Dündar’la Sanatta Malzeme ve Üretim Süreci Üzerine

Merve Dündar malzemeyle ilişkisi ön planda olan, farklı deneylere açık, içgüdülerine güvenen bir sanatçı. Sanat eğitimini yüksek lisans aşamasında almış olmakla birlikte kendini sürekli geliştirmiş. Merve ile yaratım sürecini, bu süreçte malzemenin yerini ve sanatına dair diğer önemli esin kaynaklarını konuştuk.

 

Sanat yolculuğunuz nasıl başladı? Lisans eğitiminiz idari bilimler üzerine; hangi noktada sanata yönelmeye ve sanat eğitimi almaya karar verdiniz?

Sanatla ilgilenmemin başlangıcını belirlemek çok zor. Kendi kendine vakit geçirmeyi, hayal kurmayı seven, sakin bir çocuktum. Hafızamda çok çeşitli sahneler var. 5-6 yaşlarımda Avşa Adası’nda komşumuzun cam parçalarıyla oluşturduğu yelkenli mozaiği hafızamdan çıkmayan ilk görüntülerden biri. Saatlerce oturup yapılışını seyretmiştim. Çocukluğuma dair böyle bir çok sahne var aklıma gelen.  Resim dışında malzeme de her zaman ilgimi çekmişti. Değişik formlardaki kurumuş ağaç dallarını toplayıp boyardım. Lisede okurken Çizgi sanat atölyesine devam ettim. O zaman Mahir Güven orada eğitmenlik yapıyordu. O dönem mimar veya grafiker olmayı düşünüyordum. Tabii burada benim de kendime sorduğum en önemli soru: nasıl oldu da ekonomi okudum.? Aile işimiz vardı, üretim yapılıyordu, o işi devam ettirme, üretimin içinde olma fikri de bana cazip geliyordu ve sanıyorum tüm bunların ötesinde biraz da sürüklendim. Sürüklenmek diyorum, çünkü sonuçta o kadar farklı sektörlerde çalıştım ki … Ancak resim yapmak hayatımın her zaman bir parçası oldu. Bazen yaşantımın daha büyük bir bölümünü kapsadı; bazen ben sürüklenirken yanımda incecik bir yol olarak bana eşlik etti. Bu süreçte çeşitli sanatçıların atölyelerine devam ettim: Başak Avcı, Nurettin Erkan, Orhan Taylan, Mehmet Güleryüz atölyelerinde çalıştım. Simya Galeri’de Emre Zeytinoğlu ve Serap Yüzgüller’in, Sabancı Müzesi’nde Ali Akay’ın seminerlerine ve  MoMA’nın online kurslarına katıldım; Atilla Erdemli’nin felsefe tarihi seminerlerine devam ettim.  Ancak tüm bunlara rağmen formal bir eğitim sürecinin ihtiyacını hissettiğim için Yeditepe Üniversitesi’nde Plastik Sanatlar Bölümü’nde  yüksek lisans yapmaya karar verdim; Salzburg Güzel Sanatlar Akademisi’nde İrina Nakhova’nın workshop’una katıldım.

ye_il
Yeşil, 2015

 

Çalışmalarınızda birimler büyük bir önem taşıyor. Sizi bu anlamda esinleyen akımlar, sanatçılar, düşünürler kimlerdi?

Birimler, tekrarlar ve tekrarların yarattığı ritim benim için önemli. Postmodern dünyada her şey parçalar halinde; parçalar bir araya gelerek bütünü oluşturuyor ve bütün her yeni parça ile değişiyor; her bir parça kendi içinde kendi gerçekliğini taşıyor; dolayısıyla çoklu gerçekliğin olduğu bir dönemdeyiz. Etkilendiğim belli bir akımdan bahsetmek, bunu tanımlamak benim için çok zor. Ancak bazı çalışmalarımda minimalizmin izleri var.   Sadece severek okuduğum veya okumaya çalıştığım düşünürlerin Zygmunt Bauman, Eric Fromm, Foucault, Lacan, Merleau-Ponty, Guy Debord  olduğunu söyleyebilirim. Gertrud Goldschmidt, Yayoi Kusama, Rona Pondick ‘in çalışmalarındaki tekrar ve ritim ilgimi çekiyor.

 

Malzemeye deneysel yaklaşıyorsunuz. Hangi malzemeler sizi daha çok cezbediyor? Niçin?

Sanırım hem meraklı, hem de biraz maymun iştahlıyım.  Çalışmalarıma özellikle şu malzemeyle çalışayım diye başlamıyorum. Genelde sorguladığım bir kavram üzerinden işe başlıyorum ve o kavram etrafında dolanırken bir malzemenin ihtiyacı beliriyor. Ancak şu anda kullandığım malzemeleri düşündüğümde cam, pleksi, asetat gibi şeffaf malzemelerin ilgimi çektiğini görüyorum ki bu tamamen şu anda ilgimi çeken konularla ilgili. Öte yandan beni cezbeden malzemeleri de gördükçe alıp biriktiriyorum. Örneğin biriktirmiş olduğum  alışveriş fişleri ile ufak bir seri oluşturdum. Bir arkadaşım betonla çalışıyor. En son onun ürettiği bir parçayı aldım, evde bir köşede duruyor.

 

Kadın/portre temasını sıklıkla kullanıyorsunuz. Bu tercihinizin özel bir anlamı var mı?

Kadın/portre temasını kullanıyorum, ancak bu durum özel bir tercih nedeniyle değil. Kendimi feminist olarak da tanımlayamam;  hiçbir çeşit ayrımcılığın olmaması gerektiğine inanıyorum. Muhtemelen kadın olduğum için daha yoğun olarak kadın portresine ve kadın bedenine yer verdim.

low_chr_1326_copy
I and the Me, 2016

 

 

 

Türkiye’de ve dünyada kendinize en yakın hissettiğiniz sanatçılar kimler?

Birkaç kişiyle sınırlamak zor; hepsinin farklı yanları ilgimi çekiyor. İnci Eviner, Rona Pondick, Jenny Saville, Annette Messenger, Mona Hatoum, Selma Gürbüz, Giacometti, İrfan Önürmen, Louis Bourgeouis, Ayşe Erkmen bunlardan sadece birkaçı.

 

art50c

 

Eğer imkanınız olsaydı şu an erişemediğiniz hangi malzemeyi kullanarak üretmek isterdiniz? Gerçekleştirmek istediğiniz en ütopik proje ne olurdu?

Cam ile çalışmak, kocaman bir cam kürenin içine cam malzemeden yaşam alanı inşa etmek isterdim. İçerinin görünebildiği, dışarıdan görülebilen ama görünürlüğün ayarlanabildiği cam küreler ve birçok cam küreden oluşmuş bir yerleştirme yapmayı arzu ederdim.

Sanatçı sayfası için tıklayın.