2020’ye Girerken

2020, dile kolay… Çok değil, belki çeyrek asır önce, uçan arabalara bineceğimizi ve ışınlanmanın ya da zamanda yolculuğun mümkün olacağını hayal ettiğimiz o süpersonik yıllar geldi çattı bile! Bunların hiçbirini henüz başaramamış olsak da, geleceğe dair hayaller kurmak her zamankinden heyecan verici. Ancak gerek dünyada, gerek ülkemizdeki sanat etkinliklerini ilgiyle takip edenler için, bu heyecanın bambaşka bir boyutu olduğu kuşkusuz. Biz de Art50.net olarak birkaç yıldır keyifle sürdürdüğümüz yılsonu geleneğimizi bozmadık; sanat ortamımızın her biri farklı kuşaklardan gelen, farklı mesleki deneyim ve görüşlere sahip birbirinden değerli isimlerine, dünyada ve Türkiye’de 2019’da yaşanan gelişmelerin ışığında sanat adına 2020’den beklentilerini sorduk.

Aylin Seçkin, Akademisyen

Aylin Seçkin

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Bence 2020, performans sanatının daha çok konuşulduğu, sergilendiği, hatta koleksiyonlara girdiği bir yıl olacak. PACE’in New York’taki yeni yeri de bu anlamda önemli. Geleceğin çağdaş sanatında performansın, teknoloji ve sosyal medya platformlarından en çok ve en hızlı beslenen, en yenilikçi ve dönüşüme en hızlı ayak uydurabilen sanat piyasası segmenti olacağını düşünüyorum. Öte yandan online müzayedeler hem Türkiye’de, hem de dünyada salon müzayedelerinden gittikçe daha çok yer kaplamaya başlayacak. 11-18 Aralık tarihlerinde Sotheby’s Online’da satışa rezervsiz sunulan yaklaşık üç yüz eserin satışının başarıyla gerçekleşmesi, benim için bu kanalın güçlenerek yaygınlaşacağının başlıca işaretiydi. Dijital dönüşüm, galeri ve müzayede evlerini hızla etkisi altına alacak. 2020’nin, Z nesline uygun galeri ve sanat piyasası sunum tekniklerinin üzerinde daha fazla tartışıldığı, yeni sosyal mobil sanat uygulamalarının geliştirileceği, startup dünyasının sanatı daha yakından keşfettiği ve buradaki genç sermayenin özellikle New Yok, Los Angeles ve Londra piyasasına yöneleceği bir yıl olacağını öngörüyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Öncelikle 20-21 Ocak’ta Barselona’da gerçekleşecek Talking Galleries 2020 Barcelona Sempozyumu’nu merak ediyorum. Sanat piyasasının profesyonellerinin konuşmalarının ve çeşitli panellerin olduğu bu iki günlük büyük buluşma, piyasadaki yeni oluşumları, trendleri belirleme ve fikir oluşturma açısından çok ama çok önemli. Bu yıl benim tanışmayı merakla beklediğim konuşmacılar arasında Artnet yazarı, hukukçu, koleksiyoner ve sanatçı Kenny Schachter’ı, David Zwirner online satışlarından sorumlu Elena Soboleva’yı ve Artsy’den Alexander Forbes’i sayabilirim. Ayrıca Şubat’ta ikincisi düzenlenecek Frieze L.A., farklı bir çizgide ilerleyen ve ivme kazanan Paris FIAC ve Await Singh’in küratörlüğünü yapacağı 5. Mardin Bienali de merakla beklediğim etkinliklerin başlıcaları.

Ayşe Üner Kutlu, KRANK Art Gallery

Ayşe Üner Kutlu

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Son dönemde sınır politikaları, çok kültürlülük, birey-devlet ilişkisi, kimlik ve göç kavramları sanatın gündemindeydi. Ekolojik kriz ve küresel ısınma, hepimizi tüm kimliklerin ve sınırların ötesinde insan olma ve doğa ile ilişkilerimizi sorgulamaya yöneltti. İnsanın doğa ile olan ilişkisi ve doğadaki yeri sanatta giderek daha fazla sorgulanıyor; bu durumun yansımalarını sanatçıların üretimlerinde doğal malzemeye yönelmelerinde de görebiliyoruz. “Çevre” kavramı, iktidar, kimlik, mekân, cinsiyet ve toplumsal doku üzerinden yeniden tartışılıyor. Yakın gelecekte ise sanatçıların giderek daha eylemsel, kolektif ve deneysel çalışmalara yöneleceklerine inanıyorum. Ayrıca dijital teknolojilerin hızlı devinimi ve sanatın teknolojiyle kurduğu ilişki yeni anlatım olanaklarının ve yeni tartışmaların ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu alandaki gelişmeleri de ilgiyle takip ediyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Sanat ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

2020’de Mardin Bienali’ni, Cappadox’u ve Marina Abramović’in Sabancı Müzesi’ndeki sergisini sabırsızlıkla bekliyorum. Ajandamda ise KRANK Art Gallery olarak sanatçımız Güneş Terkol’un 2020’nin Şubat ayında gerçekleştireceğimiz kişisel sergisi ve sanatçı kitabı var.

Beral Madra, Küratör

Beral Madra

2020’de dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Sanatçılar ve sanat uzmanları (küratörler-eleştirmenler) Türkiye ve dünyadaki siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal gelişmeler ve sorunlara her zaman duyarlıydı; bu, 2020’de de değişmeyecek. Türkiye ve dünyada sanat yapıtları evrensel değerlerin, ifade özgürlüğünün, insan haklarının ve çevre bilincinin uygulamalarına sınırsız katkı sağlıyor; kitleleri bu alanlardaki olumsuz gelişmelere karşı uyarıyor ve bilinçlendiriyor. Sosyal medya egemenliğinde, sanat yapıtlarının ve sanatçıların bu üretim ve eylemleri beş kıtaya yayılabiliyor ve uyarıcı etki yapabiliyor. Bu özellik kalıcıdır; devam edecek, daha da güçlenecek. 20.yy’dan günümüze sanat yapıtlarının epistemolojik ve ontolojik etkisi sağlamdır; köktenci ideolojilerin saldırıları her zaman geri tepmiştir ve geri tepmeye devam edecektir. Kültür politikalarını güncelleştiremeyen ülkeleri yönetenler bu etkinin farkındadır; ancak karşı koyacak bir araçları yoktur. Görsel dil ve görsel kültür, olumlu ve olumsuz yönleriyle dijitalleşmiştir; kitlelerin bilinci, hakikati ve yalanı ayırmakta zorluk çektiği görsel okyanusta boğulurken, çağdaş sanat yapıtlarının verdiği şifreler can simididir. 2020 yaklaşımı bu gücün sürdürülmesidir; Post-hakikate karşı direnişte sanatçıların ve yapıtların kurduğu metafor alanı, her gün şaşırtıcı görsel malzeme yaratıyor.

Ayrıntıya inersek, genel olarak sanatçılar kentsel değişim, çevre sorunları ve her zaman olduğu gibi cinsel kimlikler üstüne çalışmaya devam edecek. Sanat piyasasının yapıt üretimine müdahalesine karşı daha güçlü bir bilinçlenme söz konusu olabilir; sanat ve para ilişkisindeki etik değerler vurgulanıyor. Sponsorluk da gözden geçiriliyor ve yapıtın eleştirel özelliğini koruyan yeni kurallar konuyor. Türkiye sanat ortamında bu yönde eğilimler de öne çıkacak; son dönemde bu sorgulama başladı. Öte yandan devlet ve yerel yönetimlerin kültür ve sanat politikasında fazla bir değişim ve güncelleme beklemiyorum; altyapı ve kurumlar, sanattan çok siyasete hizmet ediyor. Bizler görevimizi yaptık ve İBB’ye bir rapor sunduk; beklentim, bu rapordaki gerçekleri gündeme alıp İstanbul için kamusal bir sanat desteği sağlamaları. Diğer bir beklentim de, gerek kurulu ve kurulacak olan kamusal ve özel müzelerin, gerek belediyelerin kültür, sanat merkezlerine artık uzman istihdam etmeleridir.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Genel olarak sanatçıların kişisel sergileri ve geçmişte öğrencim olan küratörlerin sergi ve etkinlikleri her zaman çok ilgimi çekiyor. Mamut ve Base gibi gençlere yönelik sergiler ve koleksiyoncuların son dönemde yaptığı sergiler de merakla izlediğim etkinlikler. Yeni müzelerin (Arter ve MSGSÜ Müzesi) sergilerini ve etkinliklerini de merakla bekliyorum. Ayrıca Sabancı Müzesi’ne Marina Abramović geliyor; bu, Türkiye’deki performans sanatını müthiş öne çıkaracak. Kişisel ajandamdaysa sanat danışmanlığını üstlendiğim çok kapsamlı bir konuk-sanatçı kuruluşu var; duyurusu Ocak ayında yapılacak. Şubat ayında Evliyagil Dolapdere Galerisi’nde küratörlüğünü yaptığım Nilhan Sesalan sergisi var. Mart ayında Gül Ilgaz’ın Milli Reasürans sergisi için katalog yazısı yazıyorum ve Ağustos’ta Midilli adasında gerçekleştirmeyi planladığım bir konferans var. Bunun dışında, DiEM25İstanbul platformunun kurulmasında çalışıyorum; bu, Türkiye için yeni bir siyasal-ekonomik-kültürel ufuk açacak bir platform.

Canan, Sanatçı

Canan

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Sanatta akımlara inanmıyorum. Samimi üretilen sanatın bir formülü yok. Bir dönem Feminizm’le çok anılırdım; artık beni temsil etmiyor. Daha doğrusu kolektif bir Feminizm yerine bireysel bir Feminizm’i tercih ettim. 90’ların sonlarında “Video Sanatı’nın süresi ne olmalı” diye tartışmalar olurdu; bugün bir saniye süren video işi ve var, bir hafta süren de. Sanat özgün ve tekil olması gereken, eğilim ya da kuralların olmadığı ve içinde en özgürce hareket edilmesi mümkün olan alan. Bireye ait ve ona özel. Bazen sanatçılar birbirine çok benzeyen sözler söylüyor tabii; ama bunu da hemen “biri diğerinden çalmış” diye yaftalamamak gerek. Çünkü aynı dönemin sanatçıları birbirinden haberdar olmadan aynı formu üretebilir ve birbirine benzer söz söyleyebilir. Ancak eğer çalıyorsa, bu herkesten önce o sanatçının kendine olan ihaneti ve özgüven eksikliğidir. Gündeme uygun işler üreten bir sanatçı tipi de var; gündemdeki konu değişir değişmez, onun işleri de değişir. Ben bunu samimi bulmuyorum; çok büyük olasılıkla kişisel dünyasında başka ve çok daha sahici bir şey yaşıyordur. Sen kendi yaptığına değer verirsen, başkaları da verir. Yüksel Arslan buna iyi bir örnektir. “Trendlere göre iş yapmazsan, satamazsın” efsanesine inanmıyorum. Benim için de asla öyle olmadı; trendleri ve galericinin benden beklentilerini gözetmeden yaptığım sergilerimin satış başarısı çok yüksek oldu. Olmasa da sorun değil; ben her halükarda kendime sadık kalmış ve mutlu olmuş oluyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

2020’de neler geleceğine bakıp ona göre heyecanlanacağız. Şimdilik çok heyecanlandığım, Pera Müzesi’nde kendimin de içinde yer aldığı “Minyatür 2” sergisi. Ayrıca Hale Tenger’in Galeri Nev’de devam eden sergisi beni çok heyecanlandırıyor.

Ebru Nalan Sülün, Akademisyen, Küratör

Ebru Nalan Sülün

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

2020, Türkiye’de müzecilik tartışmalarının yoğunlaşacağı bir yıl olacak gibi görünüyor. 2019’un Eylül ayında açılan sanat kurumları, sanat dünyasında büyük bir etki yarattı. Özellikle Arter Dolapdere ve Odunpazarı Modern Müze-OMM, Türkiye’de ilk kez mimari tasarımları ve kamusal etkileşimleriyle müzecilik olgusunu tartışmaya açtı. 2020, bence 2019’un ikinci yarısında yaşanan bu dinamizmin daha da hız kazanacağı bir yıl olacak. Ayrıca 2020’nin, koleksiyonların ve koleksiyon sergilerinin çok konuşulacağı bir yıl olacağını düşünüyorum.
Hem tüm dünyada hem de Türkiye’de, “post-truth çağı” ve bu sosyal bozukluğun sanatsal dile yansımaları daha fazla izlenecek. Zaten en son Art Basel’de, Maurizio Cattelan’ın The Comedian çalışmasının yankıları 2019 sonuna damgasını vurdu. Bu yapıt ile Cattelan, aslında çok sarsıcı bir mesaj vermeye çalıştı; ama pek anlaşılamadı. Bu eserin esas olarak anlatmak istediğini anlamayan büyük bir kitle olduğunu gördük. Bu çalışmanın iki türlü sonuç vereceğini düşünüyorum: ya tuval resmi tekrar yükselişe geçecek ki bunun etkilerini görüyoruz; ya da bir muzu duvara yapıştırmanın sanat olduğunu zanneden pek çok post-truth sanatçı ile karşılaşacağız. Ayrıca teknoloji ve sanat ilişkisi, teknolojinin olanaklarına paralel olarak gelişimini sürdürecek ve sanatta teknolojik mecralar yine yükselişte kalacak.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Öncelikle İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin açılışını sabırsızlıkla bekliyorum; Türkiye sanat ortamı için büyük bir adım olacak. Müzede oluşturulacak sanat tarihi yazımı, sergileme yöntemleri, arşiv incelemeleri ve koleksiyon sunumunu yıllardan sonra izleyebilecek olmanın heyecanını taşıyorum. Elbette Marina Abramović sergisi de ikinci sırada yer almakta. Sabancı Müzesi’nde açılacak serginin Türkiye’de performans sanatına yönelimi artıracağını düşünüyorum. Sergiyle eş zamanlı olarak düzenlenecek konuşmalar ve atölye çalışmalarının da gündem yaratacağı kesin. Bu süreçte gerçekleşecek bilgi akışının özellikle genç sanatçılar üzerinde etkili olacağı ve paralelinde güçlü bir performans sanatı dökümantasyonu oluşturacağı kanısındayım.

Ferhat Özgür, Sanatçı, Akademisyen

Ferhat Özgür

2020’de dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Her ne kadar yeni bir yaklaşım olmasa da küresel sanat ortamının dikkat çekici, büyük ölçekli sergilerine ve bienallerine baktığımızda “ekoloji”, “antroposen”, “küresel ısınma ve iklim”, “doğaya dönüş” gibi doğacılığı esas alan bir ana eğilimin ağır bastığını görüyoruz. Farklı konularda çalışıyor olsalar da hemen hemen her sanatçı, söz konusu temalara toplumsal bir görev misali illa ki bir biçimde eğilmiş. Öngörüm, bu eğilimlerin 2020’de de süreceği yönünde. Türkiye’deki sanatsal dilin ağırlığını, hala apolitik ve dekoratif, karikatürize edilmiş enstalasyonlar ve tek atımda anlamı tükenecek postervari mesajlarla yüklü ifadeler oluşturuyor. Her eleştirinin iktidarca yanlış anlaşıldığı hassas bir süreçte belki bunu insanca bir korkuya vermek mümkün. Ama o süreç son seçimle büyük bir oranda aşılmış oldu; 2020’de Türkiye’de daha politize olmuş ifadelerin gündeme geleceğini tahmin ediyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Aslında özel olarak beklediğim bir organizasyon ya da sergi yok. Tüm etkinlikleri mesleki bir sorumluluk olarak, olabildiğince takip etmeye çalışıyorum ve gidebildiğim kadarıyla Londra, Paris ve Zürih’teki sergileri görmek için yılın belli dönemlerinde yurt dışına çıkıyorum. Ama 2020’de Londra’daki White Cube Gallery’de Cerith Wyn Evans’ın kişisel sergisi, Sabancı Müzesi’nde Marina Abramović retrospektifi, Zürih’te Migros Museum’da gerçekleşecek olan “Potential Words: Planetary Memories” ve bu serinin ikinci sergisi “Eco Fictions” şimdiden listemde; çünkü bunlar, başta bahsettiğim meselelere odaklanan sergiler. Tabii ki parçası olduğum Daire Konuk Sanatçı Programı’nın tüm ürünlerinin topluca paylaşılacağı, Haziran ayındaki büyük İzmir buluşmasını da heyecanla bekliyor olacağım.

Haldun Dostoğlu, Galeri Nev

Haldun Dostoğlu

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Sanat üretiminin tüm tarih boyunca, tüm dünyada baskı altında zenginleşip derinleştiğine şahit olduk. Bu anlamda, 2020 yılında yaşadığımız ortamı cevaplayan yaklaşımların öne çıkacağını düşünüyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Marina Abramović’in Sabancı Müzesi’ndeki sergisini heyecanla bekliyorum.

İsmet Doğan, Sanatçı

İsmet Doğan

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

2020’de dünyada bağımsız inisiyatifler önemli olacak ve Pop Art galerilerinin sayısı artacak. Türkiye’de Resim ve Heykel Müzesi gibi müzeler ve bu kurumların koleksiyonlarını kimlerin, nasıl, hangi kriterlere göre yaptığı konuşulacak. Sanat ortamımızdaki klientalist ve nepotist tutumun da, haset ve husumetin de devam edeceğini sanıyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Sanat dünyasındaki kutuplaşmaları etik bulmuyorum ve bitmesini diliyorum.

Mahmut Wenda Koyuncu, Küratör

Mahmut Wenda Koyuncu

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Bu sorunun yanıtını tahmin etmek zor olmasa gerek: Kriz ve tıkanıklığın derinleşmesi. Piyasa boyutunda, sermayenin vaatlerine, ”hayırseverliğine” ve manipülasyonuna dayalı şov ve süperstar sisteminin iyice kristalize olacağını düşünüyorum. Piyasa odaklı olmayan bağımsız sanat alanlarının daralacağını ve ayakta kalma şanslarının daha da güçleşeceğini tahmin ediyorum. Sanat yine piyasaya endeksli, büyük organizasyonlar üzerinden gündemleşecek. Ayrıca, özellikle Türkiye ölçeğinde Asya etkisinin daha da görünür olacağı kanısındayım.
Sanat üretimi boyutundaysa ekoloji, antroposen ve göçmen trajedilerine odaklı temaların yanında küresel olarak yükselen sağ, muhafazakar ve otoriter rejim eleştirilerinin tekrar gündemimizde olacağını öngörüyorum. Türkiye’de yine ana akım kuruluşların desteklediği sanatçıların öne çıkacağını sanıyorum. Bağımsız alanda üreten sanatçılar, iş birlikleri ve kolektifler geliştirmenin gerekliliği üzerine biraz daha düşünmek zorunda kalacak; ya da bu, en azından benim iyimser temennim.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Doğrusu sabırsızlıkla beklediğim bir etkinlik yok; varsa da haberim yok. Beni heyecanlandıracak tek bir sanatsal organizasyon olabilir, o da çok ütopik bir beklenti: Sanat Enternasyonali. Küresel boyutta eş zamanlı etkinlikler, sermaye etkisine direnme odaklı buluşmalar ve tartışmaların artmasını diliyorum.

Marcus Graf, Akademisyen, Küratör

Marcus Graf

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Çağdaş sanatın eşiksel stratejilere, çoğulcu yaklaşımlara ve parçalı estetiğe yönelik eğilimleri devam edecek. Her şeyin belirsiz, yaşamın fazlasıyla dinamik ve küresel anlamda birbirine bağlı olduğu bu dönemde, sanat da eklektik ve çoktürlü hale gelerek dünyanın genel akışını ve hızını benimseyecek. İlişkisel estetik ve katılımcı yönelimler her yıl giderek daha da güçlenecek ve bu durum, sanatçıların sosyopolitik angajmanlara ağırlık vermesini sağlayacak. Ayrıca, yaşadığımız çevresel felaketler etkisini artırdıkça, çevreci aktivizm de artacak. Atomik görüşlerin yerine sanata daha bütüncül bakan anlayışlar egemenliğini sürdürürken, mekanik ve durağan dünya görüşlerinin yerine entropi ve dinamizm giderek daha çok açığa çıkacak.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

2020’de İstanbul Tasarım Bienali’nin öne çıkacağı kesin. Bu etkinlik, görsel sanatlar çevresi için de giderek daha önemli haline geliyor. Özellikle sonuncusunu çok ilham verici ve aydınlatıcı buldum. Ayrıca, bu ekonomik kriz döneminde Contemporary İstanbul’un ne yapacağını da çok merak ediyorum. Sanat piyasasına itki veren güçlü bir fuara gereksinimimiz var; sanat üretimi ancak bu şekilde ilerleyebilir. Bireysel olarak, Şubat ayında Plato Sanat’ta “The Sky is the Limit” adlı, şiirsellikle politikayı bir araya getiren bir serginin küratörlüğünü yapacağım. Baharda Bursa’da, Nilüfer Belediyesi için Türkiye Çağdaş Sanatı’nda neonun yerini inceleyen bir sergi projem var. Temmuzda, Pera Müzesi’nde “Yüzleşme” adlı büyük bir serginin küratörlüğünü üstleneceğim. Bu sıra dışı sergide, Yeditepe Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar Fakültesi üyeleri olarak bölümün mezunları ve şu anki öğrencilerinin ilgi çekici yapıtlarını sunacağız ve bunu yaparken günümüz sanatının durumu ile sanat eğitimi arasındaki ilişkiyi irdeleyeceğiz. Yılın sonunda ise İstanbul’da caz ile ilgili yine büyük bir sergi projem var; onun ayrıntıları, şimdilik 2020 için sürpriz olsun.

Mehmet Ali Bakanay, Koleksiyoner

Mehmet Ali Bakanay

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Son yıllarda tanık olduğumuz bireysel koleksiyonların kurumsallaşma örneklerinin 2020’de hem dünyada, hem Türkiye’de devam edeceğini söyleyebilirim. Özel koleksiyonların gün yüzüne çıkışının hızla devam edişini görebiliriz. Ayrıca, bazı bölgesel sanat akımlarının önem kazanmasıyla birlikte Endonezya, Filipinler ve Balkanlar gibi yeni çağdaş sanat destinasyonlarının oluşacağını öngörüyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Henüz birkaç fuar dışında bir plan yapmamakla birlikte, son zamanlarda daha çok Afrika sanatıyla ilgili bazı etkinlikleri takip etmekteyim. New York’ta her yıl bahar aylarında yapılan African Art Fair bunlardan biri. Ayrıca Tate Londra’da Eylül gibi başlayacak olan “Turner and the Modern World” sergisi de listemdeki yerini aldı.

Murat Germen, Sanatçı

Murat Germen

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Türkiye’den dünyaya hâkim anlayışlardan farklı bir yaklaşım, akım çıkamıyor ne yazık ki; kendimize yeteri kadar güven duyamıyoruz ve kendi kültürümüze dair yeteri kadar araştırma yapmıyoruz. Yaratı sürecinde kullandığımız referansların neredeyse hepsi Batı’dan… Dünyada ise bir yıl gibi kısa bir sürede radikal bir değişiklik olmaz; hele hele son yıllarda sanatta, tasarımda ve diğer yaratı alanlarında ciddi tıkanıklıklar olduğu göz önünde tutulursa. Bienallerde kavramsal sanat, güncel sanatta yüz yılı aşkındır devam eden hazır nesne kullanımı ve tekrar gündeme gelen simülasyon amaçlı hiper-gerçekçi bilgisayar/resim/heykel üretimleri, güncel fotoğrafta ise en az yarım yüzyıldır gündemde olan buluntu imge kullanımı, geçen yıllarda olduğu gibi ön planda olmayı sürdürecek. Fuarlarda borsa kâğıdı tadında yatırım aracı olarak görülen cafcaflı, janjanlı işler üretilmeye ve satılmaya devam edecek.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Açıkçası sabırsızlıkla beklediğim bir etkinlik yok. Kendi sanatsal eylemim için iklimsel değişimden, küresel ısınmadan, gündemden, siyasetten güncel bilgiler veren haberleri izlemeye devam etmek dışında bir niyet ya da heyecan taşımamaktayım. Ajandamda sadece iklim ve dünya halleri var.

Nazlı Çarmıklı, Merdiven Art Space

Nazlı Çarmıklı

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

2020’de öne çıkabilecek sanatsal yaklaşımların dijital temelli 3D/arttırılmış gerçeklik içeren, seyirci katılımlı, interaktif, tasarım-sanat işbirliğini vurgulayan, hem boyut, hem malzeme ya da teknik açısından maksimalizmi yansıtan işler olacağını düşünüyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Türkiye’de Mardin Bienali ve Sabancı Müzesi’nde Marina Abramović, heyecanla beklediğim sanat etkinlikleri. Ayrıca Şakir Gökçebağ’ın Baksı Müzesi’nde 2019’da açılan, ancak henüz görme fırsatı bulamadığım sergisi 2020’de de devam ediyor. Ocak ayı içinde sergiye sanatçı ile birlikte organize olup kendisinin eşliğinde mutlaka gideceğim. Dünyadan ise Berlin Bienali, Tate Modern’deki Steve McQueen ve Andy Warhol sergileri ile yine Marina Abramović’in Royal Academy of Arts’taki sergisini sayabilirim.

Nazlı Pektaş, Akademisyen

Nazlı Pektaş

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Kâhin değilim; fakat insan ve yeryüzü arasındaki dengesiz ilişki, sanatçının etrafında dolaştığı, içine daldığı, ya da bile isteye mesafe koyduğu bir alan olarak uzun bir süre daha varlığını koruyacak gibi görünüyor. Bu temasta beden, akışkan bir organizma halinde hem hazzın merkezi, hem de haz nesnesi olarak yeniden yer alacak diye düşünüyorum. Bedenin tadan, çiğneyip yutan, ezen bir yer olarak eleştirel/öz eleştirel bir mecra olduğu vurgusunun, sanatçılar tarafından yeniden çoğaltılacağı hissine son günlerde daha fazla kapılıyorum.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Sorunun sonundan başlarsak, böyle bir ajanda tutmuyorum açıkçası. Fakat Marina Abramović’in SSM’ye geliyor olması çok önemli. Doktora tezimin başlığı “1960 Sonrası Çağdaş Sanatta Beden” ve bu şehirde Marina’yı görmek benim için kelimenin tam anlamıyla “canlı” bir deneyim olacak. Sabırsızlıkla değil, ama merakla bekliyorum. Ayrıca “How will we live together?” (Birlikte nasıl yaşayacağız?) sorusuyla 17. edisyonu 2020’de Hashim Sarkis’in küratörlüğünde gerçekleşecek olan Uluslararası Venedik Mimarlık Sergisi’ni de oldukça fazla merak ediyorum doğrusu. Başlığı öyle zamansız ki! Ekonomik eşitsizlikler ve bölünmeler artarken, mimarlar daha onurlu yaşamak için nasıl mekânlar hayal eder? Sınırları nasıl aşar? Bireyselliği nasıl alt eder? Mimarların sorularının da, bunlara yanıtlarının da hayli ilginç olmasını bekliyorum.

Necmi Sönmez, Küratör

Necmi Sönmez

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Çağdaş sanat ortamının her ne kadar küresel bir karakteri olduğu iddia edilse de, kıtaların, coğrafyaların oluşturdukları sanatsal birikimlerde, geleneklerde farklılıklar görülür. İlk bakışta önemsenmese de, gelişen ve gelişmekte olan sanatsal eğilimlerde bu geçmiş birikimlerin oluşturduğu yapıların etkileri büyüktür. Bu bağlamda merkez konumundaki ülkelerle periferide kalan bölgeler arasında bir ayrım yapmak zorunludur. Batı kültürünün yapılandırdığı merkezlerde hareketli imge (moving image) olgusuna ağırlık veren dijital bazlı çalışmaların son yıllarda gündemi belirlediğini görüyoruz. 2020’de bunun devam edeceğini düşünüyorum. Sanatçıların özellikle yapay zeka, e-rationality ve moleküler teknoloji alanında farklı deneylere girmelerini sağlayan MIT Media Lab, Ars Electronica Festivali, HeK Basel gibi merkezlerde, izleyicilerin katılımıyla anlam, şekil, form kazanan çalışmaların müzelerdeki sanat ortamının gündemini belirleyeceklerini düşünüyorum. Bunun uzantısı olan çalışmalar, girişimler elbette Türkiye’de de görülecektir. Tuval, heykel, kağıt gibi klasik malzemelerle çalışan sanatçıların ön planda olduğu İstanbul sanat piyasası çöktüğü için, sanatçıların daha da deneysel eğilimlere gireceklerini tahmin ediyorum. Bunların nasıl, hangi koşullarda sergilenebileceği, izleyicilerle paylaşılabileceği ise ayrı bir konu.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Öncelikle KW Berlin’deki Hasan Sharif retrospektifini, ardından Brüksel’deki Çağdaş Sanat Yürüyüşü’nü ve Palais de Tokyo’daki Nicolas Dau-bannes sergisini defterime yazdım.

Sabiha Kurtulmuş, Merkür Galeri

Sabiha Kurtulmuş

2020’de sizce dünyada ve Türkiye’de hangi sanatsal yaklaşımlar ön plana çıkacak?

Son iki senedir proje sergileri, davetleri izlenir oldu ve bunun 2020’de de devam edeceğini düşünüyorum. Yeni sanatçıların daha fazla ön plana çıkacağı, küratöryel sergilerin konuşulacağı bir yıl olacağını tahmin ediyorum. Öte yandan ekonomik göstergelerin yorduğu ikinci el piyasasının önümüzdeki seneyi de sakin geçireceği kanısındayım.

2020’de hangi sanat etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyorsunuz? Ajandanıza şimdiden neleri eklediniz?

Artweeks Akaretler için heyecanlıyım; aynı zamanda yeni açılan müzelerimizin programlarını da takip edeceğim. Gerhard Richter uzun bir aradan sonra LACMA’da sergi yapacak; onu merak ediyorum. Tabii, Marina Abramović’in Ocak ayında İstanbul’da yapacağı performans sergisini de heyecanla bekliyorum.

 

Röportaj: İpek Yeğinsü